Uzun savaşların, yoksulluğun ve işgallerin yorduğu bir milletin; bütün imkansızlıklara rağmen ümitsizliğe teslim olmayarak, inancın sarsılmaz gücüyle bağımsızlığa uzanan mücadelesi nasıl anlatılır ki?
Anadolu’nun yorgunluğunu, yokluk içinde büyütülen umudu satırlara nasıl sığdırabiliriz ki !
Tarihin sayfalarına döndüğümüzde; Birinci Dünya Savaşı’nın ağır sonuçları, Mondros Ateşkes Antlaşması ve ardından ordusu dağıtılan, silahları elinden alınan, toprakları işgal edilen bir ülke çıkar karşımıza.
Bütün bunlar yanında büyüyen o umudun kararlığını Çanakkale’de, “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.” diyerek bağımsızlık uğruna sorumluluk üstlenen Mustafa Kemal çıkar karşımıza.
İşgaller Anadolu’yu kuşatmışken ülkenin dört bir yanında yükselen mücadele, Mustafa Kemal’in öncülüğünde ortak bir milli iradeyle kendini gösteriyor.
Onun komutanlığı yalnızca savaş meydanındaki askeri başarılarıyla açıklanamaz.
Yıllarca süren savaşlarda büyük kayıplar vermiş, geleceği belirsizleşmiş bir toplumu ortak bir ülkü etrafında yeniden ayağa kaldırabilmesi de liderliğinin tarihsel gücünü bize gösterir.
Samsun’dan Erzurum’a, Sivas’tan Ankara’ya; İnönü’den Sakarya’ya uzanan bu büyük yürüyüş, 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’la son ve belirleyici aşamasına ulaşır.
Ve 30 Ağustos 1922…
Başkomutan Mustafa Kemal’in sevk ve idaresindeki Türk ordusu, Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni kesin bir zaferle sonuçlandırır.
30 Ağustos, bu nedenle yalnızca savaş meydanında kazanılmış askeri bir başarı değil.Bir milletin kendi kaderine sahip çıktığı, geleceğini yeniden kurmaya başladığı tarihsel bir dönüm noktası.
Bugün bize düşen; bu büyük mücadelenin hangi şartlarda verildiğini unutmamak, Türkiye Cumhuriyetine uzanan yolun ardındaki fedakarlığı ,vatan sevgisini,bağımsızlığa olan tutkumuzu anlamak ve bize bırakılan mirası gelecek kuşaklara aynı sorumlulukla taşımak ve minnet duymaktır…
30 Ağustos bize şunu gösterdi ki; bir milletin gerçek gücü yalnızca sahip olduğu imkanlarda değil, vazgeçmediği vatanında, teslim etmediği iradesinde ve bağımsız yaşama kararlılığında saklı.
O kararlılığın Başkomutanı ATATÜRK ‘e ve onunla aynı amaç uğruna yürüyen tüm kahramanlarımıza saygı, minnet ve rahmetle…
Özlem Özdemir (Sosyal Bilimci)